Stephen King #1; In the Tall Grass İzlenimlerim

Geleceğe not düşelim, bugün COVID-19 salgınının ortasında, evde mümkün olduğunca kişisel karantinadayız. Bu günleri evden çalışarak, okuyarak ve izleyerek geçiriyorum.

Netflix filmleri arasında gezinirken hayranı olduğum yazar Stephen King’in çalışması olan, detaylandırırsak eğer Stephen King’in oğlu Joe Hill ile kaleme aldığı ve türkçe okuma şansımızın olmadığı hikayenin, şimdi ise NETFLIX yapımı olan In the Tall Grass’ın film uyarlamasına denk geldim. Ekim 2019’da yayımlanan film, Cube ve diğer bilimkurgu-korku filmleri yönetmeni Vincenzo Natali ve arkadaşlarının emeğidir. Filmin Netflix Kapak fotoğrafını görür görmez biraz Hayvan Mezarlığı kokusu almaya başladım; karanlık, çocuk gözü, yeşillik ve merak uyandıran bir kasvet.

Tüm önyargıları kırıp izlemeye başladım. Film, neredeyse her Stephen King uyarlamasında olduğu gibi sıkmadan ve baymadan konuya geldi. Stephen King’in kalemini çoğu insan detaylarda boğucu bulsa da bu detaylar olmadan o dünyaya ya da kafaya gelemiyorsunuz. Filmlerde ise bu detayları yerleştirecek vakit genişliği yaratmak istemedikleri için olsa gerek, direkt konuya geliyoruz. Bunu Hayvan Mezarlığı, O, Christine gibi uyarlamalarda da gördük. Ancak ‘Frekans’ filminde kitapla paralel giden bir gerilim arttırma hissetmiştim. Filmin başı ve hatta tamamı yine kendimizi Amerika’da hissettiğimiz bir otoyol ile yol boyunca yeşilliklerle karşıladı ve yeşilliklerde devam etti. Girişi hafifçe Diriliş romanının başındaki bölgeyi canlandırdı zihnimde. Stephen King romanlarını çokça okuyanlar filmi izlerken bana hak vereceklerdir ki, King’in bir kitabında ya da uyarlamasında kiliseyi görüyorsak ya ölümle ya da yeniden dirilme ile karşılacağız. Nitekim öyle de oldu, ‘spoiler’ vermemek için burada kesiyorum.

Film zaman geçtikçe biraz daha karmaşık bir hal alıyor. Bir an kendimi aynrniiem Dunkirk ve Interstellar filmlerini izlerken olduğu gibi zaman algısını kaybederken buldum, sonra toparladık neyse ki. Natali ve King buluşmasında başka bir şey bekleyemezdim zaten. Zaman geçtikçe beni içine çekti film, Hayvan Mezarlığı izlerken aldığım o karmaşa ve merak tadı, özlediğim o King tarzı gerilimi yaşattı. Her ne kadar tahmin edilebilir bir hikayesi olsa da King severlerin kesinlikle seveceği bir film olacaktır. Ancak bir hikaye derinliği aramamak gerek.

Çok da uzun olmayan bir film hakkında, çok da uzun olmayan izlenimlerimi okudunuz. Hoşça kalın!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s